İnheritokrasi yani mirasa dayalı zenginlik. Son zamanlarda çeşitli mecralarda dillendirilmeye başlanan bir konu haline geldi. Özellikle süper zengin kimselerin dikkat çeken tavırları “zenginliğin” daha çok sorgulanmasına yol açtı. Nihayetinde süper zenginlerden ve zenginlik yaratacak mirastan vergi alınması tartışılmaya başlandı.
The Economist’in “Eyvah, miras çağındayız!” başlığıyla duyurduğu ve bu yıl gelişmiş ekonomilerde 6 trilyon dolar miras kalacağını ifade ettiği haber de mirasa dayalı sisteme ilişkin gerçekleri gözler önüne seriyor. The Economist, bu durumun liyakatsizliğe, çalışarak para kazanmada zorluğa yol açacağını ifade ediyor. Bu durumun serbest piyasaya tehdit olduğunu ve bir rant düzeni yarattığını ifade ediyor.
Geçtiğimiz günlerde ise Greenpeace’ten Amrita Ranjit imzasıyla yayınlanan bir yazıda süper zenginlerin vergilendirilmesi çağrısı yapıldı. Ranjit yazısında şu ifadelere yer verdi:
“Aşırı serveti vergilendirmek, ülkeleri yoksulluktan kurtarmak ve okul ve hastanelere fon sağlamak bir yana, iklim ve doğa krizinin üstesinden gelmeye de yardımcı olabilir. Bu, gücü milyarderlerin elinden alıp halka geri verebilir. Bu, mevcut adaletsiz sistemi değiştirmekle ilgilidir, böylece hiç kimse bu kadar serveti biriktiremez.”
Öte yandan Trump ile birlikte tekno-oligarkların daha da görünür olması da süper zenginler konusunu daha da tartışılır kıldı. Demokrat Parti’nin New York Belediye Başkan Adayı olan Zohran Mamdani’nin süper zenginlere ek vergi vaadi de konuyu tekrardan gündeme taşıdı.
Bir yanda mülkiyet hakkının kutsallığı, bir yanda ise devletlerden daha zengin ve ultra güçlü bireyler… Öte yandan dünyamızda 2025 yılında halen kıtlık görülen yerler var, açlıktan ölen insanlar var. Kaldı ki bu durum serbest piyasaya dahi tehdit oluşturuyor, süper zengin oyuncular bir noktada diğer oyuncuları da bünyesine katıyor. Bir sorun olduğu aşikar, liyakatsizliğe yol açtığı aşikar. Demokrasiye ve serbest piyasaya tehdit olduğu aşikar. Bu konu daha da tartışılmalı ve öne çıkarılmalı…
