Suç, insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Teknoloji ilerledi, insanlık uzaya adım attı ama suçun varlığı hiç değişmedi. Uzayda daha fazla insan faaliyeti oldukça suçun da oraya taşınması ihtimali artıyor. Yani suç, insanlığın gölgesi gibi, nereye gidersek bizimle geliyor.
NASA astronotu Anne McClain, altı aylık uzay görevi sırasında kendisinde boşanma davası açan eşinin banka hesabına erişmiştir. McClain, New York Times’a yaptığı açıklamada, oğullarının velayeti için eşinin maddi durumunu kontrol etmek istediğini, yaptığının kötü amaçla olmadığını belirtmiştir. 2019 yılında gerçekleşen bu olay, uzayda gerçekleşen ilk suç iddiası olarak geçmektedir.
Uluslararası hukuk, ülkelerin sadece kendi topraklarında değil, bazen de dışarıda da yargı yetkisi kullanmasına izin verir. Örneğin, bir ülke vatandaşı başka bir yerde suç işlerse, kendi ülkesi tarafından yargılanabilir. Ayrıca evrensellik ilkesi sayesinde, uluslararası düzeni tehdit eden ağır suçlarda, failin uyruğu ne olursa olsun yargılama yapılabilir.
Uzayda hukuki ilişkileri düzenleyen genel çerçeve «Ay ve Diğer Gök Cisimleri Dahil Olmak Üzere Devletlerin Uzayda Keşif ve Kullanımına İlişkin Faaliyetlerini Düzenleyen İlkeler Antlaşması» 1967 yılında yürürlüğe girmiştir ve sürekli olarak güncellenmektedir. Ancak bu düzenleme esas olarak devletler arası ilişkilere ve mülkiyet ilişkilerine odaklanıyor. Ceza hukuku açısından ise ciddi bir boşluk söz konusudur.
1998 tarihli Uluslararası Uzay İstasyonu Hükümetlerarası Anlaşması, ISS’in hukuki temelini oluşturur. ISS ABD, Avrupa, Kanada ve Japonya’nın ortak mülkiyetindedir. Bu anlaşma uyarınca da istasyonda görev yapan astronotlar ve mülkleri, vatandaşı oldukları devletin hukukuna tabidir. Ayrıca, bir astronotun başka bir ülke vatandaşına karşı suç işlemesi halinde, mağdurun devletine suçlunun iadesini talep etme yetkisi tanımaktadır.
Yukarıda sözü geçen olay sonucunda da, ABD vatandaşı olan McClain, ABD hukukuna göre yargılanmıştır. Fakat yine de, uzaydan bahsederken bireyler arası suçlar ve ceza hukuku bakımından yeterli ve detaylı bir sistemin henüz oluşturulmadığı anlaşılmaktadır.
Alııa Sattarova
