AB Yapay Zeka Yasası ve Değişen Hukuk Dünyası -Aliia Sattarova

Hukuk, toplumla birlikte gelişen bir yapıya sahiptir. Gelişen teknolojiler zamanla hayatımızın ayrılmaz parçası haline gelmektedir. Blokzincir, otomasyon ve yapay zeka gibi gelişmeler, klasik hukuk kurallarının sınırlarını aşarak daha önce öngörülmemiş sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Yapay zeka hukuku henüz bağımsız bir hukuk dalı olmamakla beraber, çoğu ülkede yapay zekaya yönelik yeni düzenlemeler kabul edilmiştir. Avrupa Birliği, Yapay Zeka Yasası (AI Act) ile ilk kez yapay zekaya ilişkin kapsamlı bir düzenleme yaparak, yasa koyucular arasında öncü bir adım atmıştır. Söz konusu yasa, yapay zeka uygulamalarını oluşturabilecek risk seviyesine göre tasarlanmıştır. Buna göre yapay zeka sistemleri dört risk kategorisine ayrılmaktadır: kabul edilemez risk, yüksek risk, sınırlı risk ve risksiz kategori.

Yasa, Avrupa Birliği içerisinde geliştirilen veya kullanılan yapay zeka teknolojilerini, bu teknolojileri geliştiren, ithal eden, dağıtan ve kullanan kişileri kapsamaktadır. Bu bilgiden hareketle, bu yasa hükümlerinin Türkiye’de yerleşik olan bir yapay zeka geliştiricisi açısından da belirli koşullar altında uygulama alanı bulduğunu anlayabiliriz.

Yasanın kademeli olarak yürürlüğe girmesi öngörülmüş olup, ilk hükümler 2 Şubat 2025 tarihinde uygulanmaya başlanmıştır. Ağustos 2026’da ise şeffaflık yükümlülükleri yürürlüğe girmiştir. Buna göre, kullanıcıları bilgilendirme yükümlülüğü getirilmiştir. Bu sayede kullanıcı, yapay zeka sistemlerinin kullanıldığı ortamlarda bilginin bir makine tarafından oluşturulduğunu göz önünde tutarak çıkarım yapılmasını hedef görmektedir. Ek olarak, yapay zeka tarafından üretilen bazı içeriklerin, özellikle deepfake ve kamuoyunu bilgilendirme amacıyla oluşturulan metinlerin, açık bir şekilde işaretlenmiş olmasını zorunlu tutulmuştur. Yüksek riskli yapay zeka sistemlerine ilişkin yükümlülüklerin uygulanması 2 Ağustos 2026 itibaren planlanmış olup sonraki dönemlere ertelenmiştir. Ertelenmenin amacı, kuralların uygulanması için gerekli sistem ve altyapıların kuralların uygulanması için uyumlu hale getirmektir ve böylece daha öngörülebilir bir uygulama sağlamaktır.

AB Yapay Zeka Yasası, gelişen teknolojilerin daha güvenilir hale getirmek için atılan büyük bir adımdır. TBMM’nde yapay zekaya ilişkin sunulan teklifler AB yasası ile paralellik göstermektedir. Özellikle kişisel verilerin korunması, deepfake içeriklerle mücadele, yapay zekanın etik kullanımı ve fikri mülkiyet gibi konularda benzer yaklaşımlar bulunmaktadır. AB Yapay Zeka Yasasının bu konuda önemli bir referans noktası gösterdiğini kabul ederek, Türkiye’de oluşturulacak hukuki çerçevenin uluslararası standartlara uyumlu olması beklenmektedir.

Teknolojik gelişmeler, hukukçuların hem iş alanını genişletmekte hem de meslek yapısını değiştirmektedir. McKinsey verilerine göre, şirket avukatlarının yürüttüğü rutin görevlerin %23’üne kadar otomatikleştirilebilir. Aynı zamanda yapay zekanın hızla gelişmesi hukukçular için yeni uzmanlık alanlarını yaratmaktadır. Kişisel verilerin korunması, çalışma hakkı, ifade özgürlüğü gibi konularla sınırlı kalmamakla beraber yapay zekanın kullanımı çevre hakkı açısından da değerlendirilebilir. Bu ve daha birçok hak ve özgürlüğü tehlikeye atan gelişmeler doğrudan AB Yapay Zeka Yasası dışında kalmakla beraber, hem ulusal hem de uluslararası hukuk alanlarında büyük dönüşümlerin yaşanacağına işaret etmektedir.

Aliia Sattarova